BorovaBelitsa


BorovaBelitza PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Salı, 03 Ağustos 2010 07:07

 

 

Borova(Борово)

Bundan birkaç yıl öncesine dek(2009 Ağustos), ilk gelenlerin anılarında yer eden hikâyeler dışında kimse pek bir şey bilmiyordu/bilmiyorduk. Hatta henüz haritalarda yerini bile tespit edememiştik. Borova’ya dair yaşlıların söylediği: İstanemaka kaza, Hülbe vilayet, Borva köyümüz. Çok kumpir yetişiyordu… Dağlarında çilek boldu. Demetleri katırla çekiyorlardı…”

M. Türker Acaroğlu’nun “Bulgaristan’da Türkçe yer Adları Kılavuzu” adlı kitabında ise: “Borova(Borovo) Filibe(Plovdiv) iline bağlı köy; n. 122 (1985). Eylül 1885 tarihinde, Doğu Rumeli ilimizin Bulgarlarca silah zoruyla Bulgaristan’a “ilhak”ı sonucu elimizden çıkmıştı.” bilgisinden başka yazılı bir kaynağa rastlamamıştım.

Ninelerimizin ve dedelerimizin 1914’de göç etmiş oldukları bu toprakları, 2008 yılının ağustos ayında gezip görmek imkânım oldu. Borova’nın tarihçesi hakkında burada yazılanlar, Borova’ya 1903 yılında gelen ilk Bulgarlardan olan Rayço Peev Bedrov’un torunu İgnad Bedrov’un, İstoriya Na Borovo, Sredni Rodopi adlı kitabının, Sn. Kasım Korkmaz’ın okuması ve benim yazmam sonucu ortaya çıkan amatörce çevirisinden alıntılanmıştır. Bir bakıma hemşerim sayılan İgnad Bedrov’un anlatımları bazı kısaltmalar dışında hiç değiştirilmeden aktarılmıştır. Sözü İgnad’a bırakalım:

İSTORİYA NA BOROVO, SREDNİ RODOPİ

Genel Bilgiler

Yüksek Orta Rodop dağ zincirinde “Gradişte” bulunmaktadır. Kuzey ve güneyden dağ derinliklerine oyulmuş Susitsa ve Belişka nehirleri ile çevrilidir. Bu iki nehir Yugovo köyü yakınındaki "Virovo" bölgesinde birleşmektedirler. İki sıradağ oradan başlamakta ve “Karadjov taşı” bölgesine kadar uzanmakta olup, toplamı uzun ve büyük bir yarımada gibidir. O sıra dağlardan en yüksek tepeler; “Gradişte”(1281 m.) “Dorudaa”(1370 m.) “Kristov” (1416 m.)

Uzak geçmişte tüm dağ çam ve yaprak döken ağaçlar ile kaplıdır. Güneybatısında orman neredeyse yok edilmiş; diğer bir kısım alanlar ise katran çıkarılması ve tarla açmak için…  Üçüncüsü yangın ve erozyon tarafından tahrip edilmiş.  

 

Şimdi, yalın taşlar, sırt aşağı nehire kadar; yaprak döken ve iğne yapraklı ağaçlara ve ince top çim yerlere kadar iner. Dağın kuzeydoğu ve güney bölümü iğne yapraklı (çoğunlukla çam) ve yaprak döken (çoğunlukla kayın) ormanları ile kaplıdır.

Tanrı “Gradişte”nin kuzey boyunda Veligden kuklası gibi çok güzel bir doğa harikası yaratmış ve içine muhteşem isimli küçük Borovo köyünü koymuş Onun[Borovo] yerleşim yeri deniz seviyesinden 1050 m. (ölçüm yeri köy meydanı). Güneye doğru çok açık bir görüm alanı var. Köy batı ve güneyden, sabahın ilk saatlerinden itibaren gün batımına kadar güneş içinde… Köyün Kuzey tarafında büyük yüksek çıplak sarp kayalar var. Onlar köyü soğuk kuzey rüzgârlarından korur. Batıdaki rüzgârlardan korumak için ise iki dağ bölümü; “Sv. Georgi” ve “Bruçelya” mevcut. Doğudan ise “Batişte” ve “Meşelika” yükseklikleri kuytuluğu sağlıyor. Sadece kuzey rüzgârları köy içinde rahatça geziniyor… O bakımdan[Borova’da] kışlar yumuşak, yazlar serin geçer.

1560 yılından bir defineci haritasının verdiği bilgilere göre, köyün bulunduğu yerdeki toprakta kaymalar varmış. Kaymaların merkezi “Livadişte” ve ”Kladya” bölgesi. Bugün de büyük yağmurlarda belirli olarak görülür.Livadişte” ve “Sılamişte” arasındaki Belişka deresi doğal taşla kapatılmıştır. O bakımdan onun adına “Yapılmış Dağ” denir. Kaymaların nedeni yer altı sularıdır. Köyün bulunduğu yer ve çevresi suludur. Dağın yamaçlarındaki “Soluka” bölgesinde su kaynağı mevcuttur ve bu su hiçbir zaman kurumaz. Kaynak, ihtiyaçları karşılamak üzere Borovo köyüne getirilmiş. Köyün üst tarafında da bir kaynak mevcuttur. Suyu çok yüksek kalitededir; yazın soğuk, kışın ılıktır. Bu sudan hangi mevsimde ve ne zaman içersen iç hastalanmazsın; iyileşirsin. Bu su kaynağının kuruduğunu kimse hatırlamıyor. Köyün çevresinde ve onun altında başka su kaynakları da mevcuttur. Çok büyük kuraklıklarda bunlar kaybolur. Yıllar içinde[su arama yöntemini] kendince öğrenmiş çok sayıda kimseler, ağaçtan edevatla köyün kenarlarında büyük miktarda su mevcut olduğunu söylüyorlar. Sular yer altındadır.

“Borovo” adı güzel sesli temiz Bulgar adı. Adının kaynağını güzel iğne yapraklı ağaç çamdan alır. Çam ağaçları yüksek dağlarda güneş alan yerlerde büyür ve çok miktarda güneş ışığı alır. Kuraklığa dayanıklıdır, kireç taşlı dağları sever ve kökleriyle onları yarar. Geçmişte şimdiki köyün yeri ve toprağı çam ormanları ile kaplıdır. Yaşlı insanların tahminlerine göre, köy ismini oradan almıştır. Ve bu görüş en kabul olanı… 1885 yılına kadar ki dokümanlara ve oradaki halkın, mal varlığı ve ev hayvanları sayımlarına göre (1880 ve 1885) yerleşim yeri kayıtlarda “Borova” olarak geçiyor. O zamandan sonra/beri “Borovo” olarak yazılıyor.

Baçkova(Tipika) manastırında bulunan rahip Grigoriy Bakuriyani tarafından Borovo için yazılan ilk kayıtlı belgede, tarih XI. yy(1083). Köyün ismi Rodoplardaki başka yerleşim yerleri ile beraber alınmıştır.

Daha sonraki kayıtlar Osmanlı kaydı. Pazarcık kadısı Celep Keşanite tarafından 1576 yılında yapılmıştır. Orada, Filibe vilayetindeki hayvan yetiştiricileri sıralanmıştır. Nahiye Konuş (Borovo ona bağlı), vergi olarak mecburen 25 ve 25 ten fazla sayıda koyun vermeleri gerekiyor. Bu kayıtta Borovo’lu(Stoyan, Dragan’ın oğlu) 25 koyun vermiş. Onunla birlikte Beliçanski[Beliç] ve Diraniski[Direnovo] hayvan yetiştirici isimleri geçiyor. Köy için 1576 dan 1878 yılı dönemine kadar çok az bilgi bulunuyor. O dönem için evrakların büyük bir bölümü bozulmuş, yok olmuş veya okunamıyor. Tahminen onların çoğu Türkiye ve başka ülkelere götürülmüş.

“Borovo’nun tarihi için yerli “Türk” Manö[Manıo] şahitlik ediyor. Ona göre, Türkleştirmede [Müslümanlaştırma] köyde 300 evde 3000 insan ve ona bağlı mahalle Koştişte’de tahminen 10-15 ev, Selişte’de aşağı yukarı 30 ev, Selvenitsa’da tahminen 20-25 ev, Yukarı Propol, Aşağı Propol, Virovo, Rekâta(dere), Postovo.

Anlatımlara göre Topolovo yanlarında, Stanemaşko(Asenovgrad) Susitsa deresinin kuzeyinde iki köy mevcuttur. Onların isimleri “Gorno[Yukarı] Selişte” ve “Dolno[Aşağı] Selişte”. Bu köylerin sakinleri Topolovo’da alışveriş[pazar] yapar. Tahminlerime göre; Gorno Selişte adı altında Borovo mahallesi. Dolno Selişte ise bugünkü Belitsa köyü. Borovo’nun geçmişi ile ilgili bu hipotez, çok yaşlı Bekir’in anlatımlarından da anlaşılıyor.

 

Orada burada dağılmış olan küçük köyler ve mahalleler özel asgari önem taşıyor. Sakinleri savaş araçlarına hizmet ve bakım yapıyorlar. Selişte halkı “Golami Malık Meteriz”in savunmasına ve iaşesine bakıyorlar. Malko Koştişte sakinleri “Gradişte” kalesini savunmuşlardır. Aşağı ve yukarı Propoldakiler: Rodop köyleri, Borovo Plovdiv ovası ana yollarını. Bu yerlerin adlarının kaynakları “materiz” kelimesinden; Türk ve Pers dilindeki anlamı ‘pusu, mevzi’.

Kulübe karakterinde dağılmış olan Borovo köyünün bir zamanlar kendi öncelikleri vardı. Otlaklar maksimum hayvancılığın genişlemesi için kullanılmış. Ormanlar kesilip otlak ve tarla yapılmış. Mahalle sakinleri Türk beyleri ve paşalarının sıkıştırmalarından çok uzaktır. Bu sistemin de kendine göre eksiklikleri vardır. Mahaldeki köyler sık sık dağdaki haydutlar tarafından basılmıştır. Onlar[haydutlar] çalıp ve orada yaşayanları öldürüyorlarmış. Bu nedenden dolayı insanlar[diğer yerlerde] ve bugünkü Borovo’da toplu yaşama başlamışlar.

1995 yılında iki Borovo’lu define meraklarından dolayı “Çuhal Dupka” mağarasını bulmuşlardır[keşfetmiş]. Deliğin dibinde, sol tarafının alt tarafında örülmüş duvar buluyorlar. Onu kazdıkları zaman, [delik açıyorlar derinliği tahminen 5 m. Genişliği 1 m.] ince nazik tozla dolu ince taş ve seramik parçaları bulunuyor. Her anlama göre burada çok eskiden çöplük ve ona benzer bir şey vardı. Burada düşünülmesi gereken şey; mağaranın niçin yapıldığı; bunu kim kullanmış ve deliği neden örmüş? Seramik örnekleri incelenmek için Sofya’ya götürülmüştür. Alınan bilgilere göre, M.Ö. IV. ve III. yy. tekabül etmektedir.

Bu buluş bize şimdiki köyün ve onun çevresinde antik dönemde birilerinin yaşadığına işaret ediyor. Daha doğrusu tarımla ilgilenmiş ve çocuk bakmışlardır. Bunun sonucunda[çıkaracağımız sonuç] Borovo yerleşim yeri, 1000 yıldan fazla[bir zamandan beri] yerleşim yeri olarak kullanılıyor.

Mito Hristovski, “Meşo Tepe” tarlasını sürerken[sabanı] taş pıloçaya[taşkütle] takılıyor. Kazıp kaldırdığında altında taş duvarla çevrili 60 cm. genişliğinde bir delik görünüyor; içinde küçük bağ[kese], tahminen deri, eliyle ona dokunduğunda eziliyor ve parçalara bölünüyor. Onun içinde top kül tam olarak taşlaşmış.

“Selişte” yerleşim yerinde Ali Bilyukyaminov evinin bahçesinde gezerken iki tane taş(ploça) [buluyor] dörtlük taş, ikisinin arası birbirinden 50 cm. mesafede. Yerlerinden kaldırıldıklarında ortaya iki delik çıkıyor. Delikler duvarla örülmüş (ölçüleri 50x50x40 cm.) Deliğin birisinin dip ortasında para ve değerli taşlar için bir çeşit kese mevcut; işlenmiş deri, bir çeşit küçükbaş hayvandan; meşin. Dokunma anında o da parçalara ayrılıp dökülüyor. Çıkarılmış olan madde yarı taşlaşmış maden. İkinci deliğin içinde de başlarından bağlı iki tane meşin kese bulunuyor. Birinci delikte olduğu gibi dokununca onlar da dağılıyor. Çıkarılmış olan maddeler bir çeşit taşlanmış toz. Tahminlere göre ölünce evlerinin yakınına gömülmüş insanların külü.

Böyle[ölüleri yakma] gelenekler biliniyor mu, “Selişte” mevkisinde mezarlık var mı? Ali Bilyukyaminov anlatıyor: “Evet duymuştum, çok yıllar önce böyle[ölüleri yakma] gelenekleri olduğunu, ama bizde yok. Burada mezarlık vardı, kilisede varmış. Ben yerlerini bilmiyorum. Burada da, yaşadığımız yerde olmuş olabilir ama ben öyle bir nişan bulmadım”.

Define arayan iki kişi Dino ve İlço Gribaçevi ve kuzenleri Kolo ve Petır Bedrovi üç gün kazma kürek kazıyorlar. Kazım yeri “Varişte” yerleşim yeri Suşista deresinin kenarı, “Kisalitsa” bölgesinin altında. Üçüncü gün onlar büyük taş yığınına varıyorlar. Huzurlu ve çok gizli duygularla oturup soluklanıyorlar. Herkes kendini zengin görüyor. Taşı kaldırdıktan sonra büyük bir seramik küp, tahminen içine 50 litre sıvı alabilir. Dibinde zift veya katrana bulanmış bir taş. Küpten yukarı doğru oluk gibi bir oluk izi var. Taşlar yan yana, sık dizilmiş. Anlaşılıyor ki oradan katran akmış. Gömülmüş olan taşlara varıyorlar; yakılmış ve siyah sıvıya batırılmışlar. Tahminen bu bir katrancı atölyesiydi. Köydeki yaşlı insanların hiçbirisi burada böyle bir yapının olduğunu hatırlamıyor. Mağaracılar(gömü arayanlar) küpü çıkarıp köye taşıyorlar. Köye yakın bir yerde İlço düşüyor ve kabı kırıyor. Petir, parçaları toplayıp Asenovgrat’a götürmek istiyor, öbür mağaracılar ona izin vermiyor. Onları suçlayabilirler; içinde para bulmuşsunuz diye davalarda süründürürler.

1918 yılında Lazar Stavrev ve Mihail Bikov define arayarak zengin olmaya karar veriyorlar. Kendilerini kazma ve küreklerle silahlandırıyorlar, ekmek ve su alıyorlar ve “Çuhal Dupka” mağarasına gidiyorlar. Define arayanların haritaları bir küp altının gömülü olduğunu yazıyor. Kazıyorlar, kısa sürede fakirliği atacağız diye düşünüyorlar. Ne kadar kazdıklarını bir tek onlar bilir. Altın bulamıyorlar ve zenginde olamıyorlar ama paradan çok daha değerli bir şey buluyorlar. Köyün tarihi ile ilgili çok önemli bir veri. Derin bir delikte kum içinde gömülü deriye sarılı yeniden dünya görmeyi bekleyen çok sağlam üç ikon ve eski kilise kitapları ama bozuk ve çürümüş.

Eski “Türklerin” anlatımlarına göre, Müslümanlaştırma döneminde Borovo’yu seven Hıristiyanların o zamanki kilisenin yazılarını farklı yerlere, dağa[saklamışlar], yerlerini kendileri de bilmiyor.

Ve yinede “Çuhal Dupka”da 1950 yıllarında “sarı” bulunmuş ama Borovsiler[Borovolılar] tarafından değil. Definenin içinde bulunduğu kap kırılmış ve yamaçtan aşağı atılmış. Büyük parçalar bulamadım. Niyetim onları, seramiğin hangi çağdan kaldığını öğrenmek için incelemeye götürmekti.

Köyün güneyinde “Lahana Deresinde” (anlamı ‘zelev dol’), “Propolo” ve “Taş altı” bölgelerinin arası. Anlatımlara göre ilkel çağlarda altın çıkarma madeni varmış. Bu yerde yerli Celil’in tarla ve otlakları var. [Celil] eski olan evinin yerine, onun büyük ailesine küçük geldiği için yeni bir ev yapmaya karar veriyor. Tahminen XX. yy, 20’li yıllarda[1920’li yıllar], temelleri kazmaya başlıyor, kuzey tarafından büyük bir delik açılıyor. Derinliği tahminen 12 m. Genişlik 1-1,3 m. Tam olarak yuvarlak. Alet edevatla kazıldığına dair izler ve dibinde küçük taşlar var. Celil deliği evin içinde kalacak şekilde saklıyor ve onu ocak yapıyor. Nedeni; başkaları gelip arama yapmasın ve onun yerini almasınlar. Kazıcılar ve altın arayıcıları sık sık gelip, buralarda bir delik var mı diye soruyorlar. Ev sahibi böyle bir delik görmedim diyor. 1928 yılında Celil ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç ediyor. Göçmeden önce orman bekçisi M. Petkov’a, büyük parça bir taş veriyor: “Bunu kolla bu sana lazım olabilir!” diyor. 1936 yılında delik D. Jekin tarafından, o yerde koyunlarını otlatırken tesadüfen bulunuyor. Bu dakikada o bölge bakımsız ve ağaçlarla kaplanmıştır.

Bir başka altın arayıcıları haritasında derin bir delikten bahsediliyor. Bulunma yeri Meşelika, “Kisanitsa” mevkiinin altı. Deliğin genişliği yaklaşık 1,5 m. derinliği yaklaşık 6 m. Bu çok eski bir maden.

Anlaşılacağına göre geçmişte insanlar burasını kazıyorlar. Ama metal çıplak gözle ne toprakta ne de taş içinde görünüyor. Yaşlı insanların orada çalışıldığına dair hiçbir bilgisi yok. Konuşulanlara göre yabancılar orada ve onun çevresinde bir şeyler arıyor. Bizim insanlarımızda giriyor; koyun ve inek çobanları ve meraklılar.

“Sv. Georgi” paraklisinin kuzeyinde yaklaşık 500 m. yatay bir maden var. Haritalarda yazılı. Demir madeni çıkarılıyormuş. Madenin uzunluğu bilinmiyor. Ön tarafı kapatılmış ve ağaçlar büyümüş. Anlatımlara göre oradan soğuk su akıyor. Bu su “Kotşişte” mevkinin suyu. Ne zaman çalışılmış bilinmiyor. XX. yy. 60’lı[1960’lı] yıllar Lıkı şehrinin Maden ve Jeoloji arama müessesesi birkaç inceleme sondajı yaptılar o yere. O incelemelere göre yatan madenler; demir, alüminyum, çinko ve tabi başka değerli metaller de var. Madenlerin toplam miktarı fazla değil ve bu durumda onların çalışılması kazançlı değil. Suyun ve tahmin edilen madenin çevresinde, mağaracılar[defineciler] eski paralar ve başka demir maddeler buluyorlar. Bu dakikada o yer bakımsız ve otlak.

1928 yılında köyde kilisesinin temellerinin kazımı sırasında, güney batı tarafında İvan Şişman tasvirinde paralar bulundu. Reyonumuzda, geçmiş tarihi olayları düşündürecek(oradaki onların tepelerinde olan biteni; orman ve ova olsun) böyle yerler çok var. Onlar birilerini bekliyor kendi içindeki gizleri anlatmak için. Zaman ve erozyon çoğu kez çoğunun izlerini siliyor. Örneğin “Gradişte” tepesinde(bir zamanların kalesi şimdi çıplak, yüksek taşlar dağılmış orada burada) kırık seramik kaplar ve kiremit parçaları… Ondan sonra “Malko Gradişte”, “Zaranitsa”, “Soluka”, “Çeltişte”, “Mezarlıka”, “Sveti Nikola”, “Meteriza”, “Propola”, “Şepra Dupka”, “Çuhal Dupka” ve çok başka yerler.(...) İstoriya Na Borovo, Sredni Rodopi/İgnad Bedrov

 

Özetlersek, Borovo için yazılı ilk kayıtlı belge (tarih XI. yy.1083), Baçkova(Tipika) Manastırında rahip Grigoriy Bakuriyani tarafından bulunan. Köyün ismi Rodoplardaki başka yerleşim yerleri ile beraber anılıyor.

Sonraki kayıtlar, Osmanlı döneminde Pazarcık kadısı Celep Keşanite tarafından 1576 yılında yapılmış. Söz konusu kayıtta Filibe vilayetindeki hayvan yetiştiricileri sıralanmış. Borovo, Konuş adlı bir nahiyeye bağlı ve Borovo’luların vergi olarak mecburen 25 ve/ya 25 ten fazla sayıda koyun vermeleri gerekiyor. Bu kayıtta Borovo’lu Dragan’ın oğlu Stoyan, 25 koyun vermiş. Onunla birlikte Beliçanski[Beliç] ve Diraniski[Direnovo] hayvan yetiştirici isimleri yer almış.

Borovo, adını Çam ağaçlarından almış. Bulgarcada Bor, çam ağacı demek olduğundan sonuna “ovo” eki alınca çamlık anlamında Borovo oluyor. 1885 yılına kadar ki dokümanlarda Borova olarak geçiyor. 1985’den sonra ise Borovo olarak yazılıyor. Bilindiği gibi 1885 yılına değin Doğu Rumeli sınırları içinde yer alan Borova, 1985 yılında Bulgaristan sınırları içinde kalıyor.

Bilebildiğimiz kadarıyla Borova, ilk göçünü Osmanlı-Rus Savaşında(1877) veriyor ve göç edenler Çanakkale, Biga ilçesi Dikmen köyüne yerleşiyor. İkinci göç 1885, yani Doğu Rumeli’nin Bulgaristan’a ilhakından sonra gerçekleşiyor ve göç edenler Çanakkale, Biga ilçesi Sarısıvat köyüne yerleşiyorlar. Üçüncü göç ise 1914’de Çanakkale’nin Çan ilçesi Karadağ köyüne oluyor. Bildiğimiz son göç ise 1936’da Niğde’nin Bor ilçesi, az sayıda Konya’nın Çumra ilçesine ve Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi Olukkaya köyüne oluyor.

1936’da Türkiye’ye gelmeyen Borova’lılar ise Belitsa köyüne iniyorlar ve böylece Borova’da hiç Türk kalmıyor.

Kırklareli Armağan köyünde ve Gönen’in Çırmış köyünde bulunanların ise kaç yıllarında göçtüğünü henüz öğrenemedim. Aşağıdaki nüfus dağılımına göz atacak olursak, 1885 yılında 1064 olan nüfus sayısı 1926’da 447’ye; 1934 yılında 609 olan nüfus sayısı 1946’da 503. Sonuç olarak, 1885, 1914 ve 1936 göçünün izleri tablo üzerinde görülebiliyor.

Borova’nın Yıllara Göre Nüfus Dağılımı:

 

 

Yıllar

1885

1926

1934

1946

1956

1965

1966

1967

1968

1970

1985

Nüfus

1064

447

609

503

509

331

327

324

321

302

123

 

 

Borovo hakkında temel bilgiler

· Latince Adı: Borovo

· Yer: Güney Orta Rodop bölgesi

· Uzaklık başkenti: Sofya den 158,685 km

· Enlem (Latitude): 41.85N

· Boylam (Longitude): 24.883E

· Rakım: 1000m

· İlçe: Plovdiv

· Belediye: Lucky

· Alan Köyü Borovo sayısı: 29.614km2 (NSI)

· Köy Borovo nüfus: 74 nüfusu 2007 (to)

· Posta kodu Köyü Borovo: 4243

· Rodop Dağları Ortalama Ocak sıcaklığı yaklaşık 1 -1,5 derece olan C, ortalama Temmuz sıcaklığı - 23 derece. - 12 ° C yıllık sıcaklık ortalaması

 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Ağustos 2010 08:22
 


Cheap tickets