Karadağ köylülerinin etnik kökeni üzerine araştırmalar.



Çaplı PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Önder tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 07 Ağustos 2010 08:58

Çaplı

Adını kimse pek bilmezdi. Bilseler bile adıyla seslenmezlerdi. Mutlaka adının önüne çaplı kelimesini eklenirdi; Çaplı... Çaplı Ahmet!

Çaplı Ahmet ki, köyde çocuklarını ilk okutup öğretmen çıkaran oydu. Biraz pimpirikli ama saflık derecesinde dürüsttü. Belki de bu dürüstlüğünden ötürü olsa gerek, köyün yoksullarından sayılır. Ne zaman iki oğlunu da okutup öğretmen çıkarmıştır, ondan sonra çapı düzelmiştir. Namazında niyazındadır. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz biri.

1970’li yıllarda, hemen hemen tüm öğretmenler ve gençler komünist sayılırdı. Köyde, cami kapısı ve köy kahvesi aynı alana açılır. Namaz çıkışında yaşlılar ve gençler kısa bir süre olsa da karşılaşırdık. Güzel havalarda biz gençler meydanda çene çalarken, bize uzak ve mesafeli davranan inanırlar camiden çıkınca gürültü yaptığımızı söyleyerek bizi uyarır, azarlarken, daha hoşgörülüler yanımızda biraz oyalanırlar, hoş beş ederdik.

Çaplı Ahmet amca yanımıza gelenlerdendi. Baba tarafından akrabam olmasına rağmen o günlere değin pekte konuşmuşluğumuz olmamıştı. Akrabalığımızdan ötürü olsa gerek, kendisine hal hatır sorar, çay kahve ikram ederdim. O çayını yudumlarken, biz gençler yine sömürüden, bozuk düzenden söz ederdik.

Yaşar Kemal’in bir romanındandı sanırım, Çukurova’da ağaların işçileri çeltiğe çıkarmak için sabah ezanını erken okuttuklarına dair bir şeyler söylendi ortaya. Ahmet Amca, başparmağını diğer parmaklarının üzerinde mütemadiyen gezdirerek  anlatmaya başladı:

“Hey be! Siz ne bilirsiniz? Ne gördünüz siz! Bir zamanlar Narlı'da, zeytin toplamaya sabah ezanında çıkar, akşam hava kararınca dönerdik tarladan. Dikkatimizi çekti, sabah zeytinliğe varıyoruz, bir türlü gün ağarmıyor. Üstelik Adatepe’de ezan biz tarladayken okunuyor. Millette saat falan yok. Sonunda anlaşıldı tabi, imam erken okuyormuş ezanı. Karar verdim, bir kucak taş topladım bir sabah. İmam geldi minarenin şerefesine çıktı. Elini yanağına dayadı. ‘Alla-hu Ekber’ der demez fırlattım taşı. İmam sustu bir süre. Tekrar çekine çekine okumaya başladı ezanı. Besmele çekip fırlatmaya başladım taşları. İmam sustu, ben kaçtım.

Sonra ki gün bir de baktım ki, minarenin hilalini kaydırmışım tepeden. Kimseye söz etmedim bundan. Bir daha da ezan hiç erken okunmadı.”

Bu hikâyeye kahkahayla güldük hep birlikte. Şakayla karışık, yav Ahmet amca sen minareyi taşlamışsın, bu Müslümanlığa sığar mı, korkmadın mı? dedik. Tumturaklı bir küfür savurdu. Ardından da “O İmamken Allah’tan korkmuyor da ben niye korkayım ki” dedi.

Sustuk. O günden sonra Çaplı Ahmet, bizim yüreğimizdeki en büyük devrimci oldu!

Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Ağustos 2010 08:32
 
Diğer Makaleler...


Cheap tickets